Dördüncü sabah, Chiara bir renk testi yaptı. Tankın zeminine üç tabak koydu. Kırmızı. Mavi. Sarı.
Bir tabağın altında bir parça karides saklıydı. Bugün kırmızı tabağın altındaydı.
"Ahtapotlar renk körüdür," dedi Chiara. "Gözleri renkleri ayırt edemez."
"Ama izleyin," dedi.
Pasta kıvrıldı. İki kolunu uzattı. Mavi tabağın üzerinden geçti. Sarı tabağın üzerinden geçti. Kırmızı tabağın üzerinde durdu. Bir kolunu kaldırdı. Pasta karidesi aldı.
Read it. Then say it.
Shadow this paragraph in the PollyStop app — record yourself, see how close your pronunciation gets to a native speaker's, sentence by sentence. Free.
"O renk körü değil," dedi Chiara. "Ama bu, gözleriyle gördüğü anlamına gelmiyor."
Bilim insanları, ahtapot derisinin ışığı algılayabildiğini öğrendi. İnsan gözlerinde bulunan hücrelerin aynısı, ahtapot derisinde de var. Deri renkleri görebiliyor.
Bu, renk körü bir hayvanın mercan ve kumun renklerini nasıl kopyalayabildiğini açıklar. Gözler renkleri görmez. Deri görür.
Polly, tankın kenarında yavaşça yürüdü. Kendi gözleri hakkında hiç düşünmemişti. Bir hayvanın derisiyle görebilmesi fikri çok garipti.