Üçüncü sabah, tren Yekaterinburg'da durdu.
Galina gece gitmişti. Pavel hâlâ uyuyordu. İki yeni yolcu trene binmişti. Biri genç bir asker, diğeri ise yanında balık tutma kutusu olan yaşlı bir adamdı.
Yekaterinburg, Ural Dağları'nın en büyük şehridir. Ural Dağları, Avrupa'yı Asya'dan ayırır. Çok yüksek değiller ama çok eskidirler. 500 milyon yaşındalar. Dünyanın en eski dağlarından bazılarıdır.
Trans-Sibirya Demiryolu burada Ural Dağları'nı geçer. Rayların yanında küçük bir işaret vardır. Bir tarafında AVRUPA, diğer tarafında ASYA yazar.
Balık tutma kutusu olan yeni yolcu kutusunu açtı. Masaya balık yemlerini serdi. Onları renklere göre düzenledi.
Read it. Then say it.
Shadow this paragraph in the PollyStop app — record yourself, see how close your pronunciation gets to a native speaker's, sentence by sentence. Free.
"Nerede balık tutuyorsunuz?" diye sordu Polly.
"Baykal Gölü'nde," dedi. "Üç gün sonra. Omul. Baykal'ın balığı. Dünyanın başka hiçbir yerinde bulamazsınız."
Daha sonra tren, küçük bir açıklıkta bulunan işareti geçti. Bir tarafında AVRUPA, diğer tarafında ASYA yazıyordu. Üç turist trene el salladı. Pavel içeriden onlara el salladı.
Tren, küçük bir sokağı geçer gibi bir kıtayı geçmişti.