Polly, güneş doğarken otobüste uyandı. Kahverengi üniformalı bir korucu ofisini açıyordu. Adı Tomas'tı. Ona gülümsedi. "Benimle gel, bir tur atalım."
Polly, onun kamyonetinde yol aldı. Tomas, on dört yıldır korucuydu. Yavaşça sürdü. Sık sık durdu.
İlk durak, ıslak bir çayırlıktı. Tomas, ayı izleri aradı. "Haziran ayında burada mısır zambakları büyür. Ayılar onları yer."
Polly, pencereye doğru atladı. Mısır zambakları küçük yeşil mızraklar gibiydi.
Kamyonet tırmandı. Hava serinledi. Yolun bir dönüşünde Tomas işaret etti. Bir kaya üzerinde bir doğan oturuyordu. Polly ona baktı. Doğan kayadan atladı ve kayboldu.
"Doğanlar uçurumlarda yuva yapar," dedi Tomas. "Bu yıl altı çiftimiz var."
Read it. Then say it.
Shadow this paragraph in the PollyStop app — record yourself, see how close your pronunciation gets to a native speaker's, sentence by sentence. Free.
Polly, doğanın kanatlarını nasıl dalış için katladığını izledi. Bunu denemek istedi.
Daha sonra, Tomas ormana doğru yürüdü. Metal bir kutuyla geri geldi. "Birisi bu ayı geçirmez kutuyu gömmeye çalışmış."
Öğle vakti Olmsted Noktası'na ulaştılar. Polly büyük bir manzara gördü. Aşağıda Tenaya Gölü. Arkadan Yarım Kubbe. Uzakta gri dağlar.
"Çoğu insan buradan geçip gider," dedi Tomas. Fincanına biraz kahve döktü. Fincanı torpido gözüne koydu. "Biraz kal."