Cumartesi sabahı Ana ilk kez pazara yürüyerek gitti. Hafta için meyve ve sebze almak istiyordu. Pazar insanlarla, seslerle ve parlak renklerle doluydu.
Domates olan küçük bir tezgahta durdu. "Ne kadar lütfen?" diye sordu. Masanın arkasındaki yaşlı adam ona baktı. "Salata için mi sos için mi?" dedi. Ana ne cevap vereceğini bilemedi.
"Salata için," dedi sonunda. Adam başını salladı. Bir kasayı işaret etti. "Bunlar salata için. Sert. Güzel renk." Başka bir kasayı işaret etti. "Bunlar sos için. Yumuşak, çok kırmızı, tatlı." Gülümsedi. "Farklı domates, farklı iş."
Read it. Then say it.
Shadow this paragraph in the PollyStop app — record yourself, see how close your pronunciation gets to a native speaker's, sentence by sentence. Free.
Ana her kasadan birer kilo aldı. Adam onları dikkatlice kağıda sardı. Ona hediye olarak küçük bir limon verdi. "Salatan için," dedi.
Eve döndüğünde mutfak masasına oturdu ve çantasına baktı. Domateslerden daha fazlasını almış gibi hissetti.